palimpsest olarak kent

 

baktığımda şehir üst üste yazılıp durmuş bir parşömene benziyordu..

-şenol erdoğan-

 Baudelaire, “hafıza” için palimpsest der, “yazdıkça-silinen” olarak değerlendirir onu ki “silinen” yerine (söz konusu hafıza olduğunda) “arkaya atılan” (ihtiyaç dahilinde üst bilince çıkarmak adına) demeyi tercih ediyorum ben. Lakin bu giriş metni niteliğindeki yazım “bir palimpsest olarak kent”ten notlar şeklinde kısaca bahsedecek, kentin üst üste yazıla-silinen hafızasından.

Bir taraftan eski metni (üzerine yazılanı) okumanın (kimyasal laboratuar çalışmaları aşaması) çağrışımıyla (kenti bir papirüs olarak ele aldığımızda) muhatap noktası –doğal olarak/ve ilk etapta- arkeoloji gibi gözükür. Ama bu çiğ –ve işin küçük –lokal- bir kısmı.

Yani var olanı açığa çıkartmak ve onu okumak/değerlendirmek/sınıflandırmak vb. adına arkeoloji, yoksa; entelektüel bakıyla bize yetecek olan olduğundan değil, hele ki kentin hafızası noktasından bahsediyorsak! –Elbette ki bir kayıt cihazı olarak onu hep elimizin altında tutmak zorundayız da.

Kentin yazılıp silinen, üst üste yeniden (ve yeniden) kurulabilen belleği için hiç kuşkusuz ana durak gerçek mimaridir.

Aslında palimpsest olan tarihtir, lakin özü gereği doğru kaydedilemeyen de olduğundan dolayı ve bu sebepten yanlış aktarılan olduğundan belleğin yanlı destekçisidir ve ulusal ve benzeri çıkarlar doğrultusunda ele alırlar onu sadece.

Kentin bir belleği vardır ve burada kastedilen tarih değildir. Taşın sırrı olan bellek tarihçilerin çözümseme metot ve köken erk tavırlarından çok uzaktır. Ve kentin bu belleği palimpsesttir, palimpseste uğrayandır. Ve kent belleğini taşta, yapıda saklar. Kentin hafızası kentin mimari tüm yapılarıdır. Yıkılırken, yeniden yapılırken, restore edilirken, peşkeş çekilirken, tecavüze uğrarken, kaydırılırken artık orada olmasalar da oradadırlar.

En basit anlamda üst üste bindirilmiş bir kentte yaşıyoruz; mezarlıkların üzerinde, doldurulmuş denizin üzerinde, yıkılmış gece kondu sahalarında, bir vaktin meyve bahçeleri içerisinde, su yataklarında, salt sözde medeniyet tarafından müdahale edilmişliklerde değil, modern olarak adlandırılanın modern tarafından silinip-yıkılıp yerine yenisini koyduğunda. Burada yıkılan bina, doldurulan deniz değildir sadece, o esnada bir kültür ve sayısız yaşanmışlıktır söz konusu olan, kaybolan, eski kaybolmuşlukların üzerine yeniden kaybolan ve bir daha şekil alan kent ve bir daha üzerine yazılan parşömen gibi belleği yeniden inşa edilen kent. Ama unutanının insanları olduğu, geçmişin izini sürekli olarak bir yerlerinde taşıyan kent, taş, kalıntı, iz…

HAFIZA MEKANLAR

hafıza mekanlar]   mısır apartmanı ]    doğan apartmanı]    akm]    narmanlı han]    emek]     salt galata]

http://www.youtube.com/watch?v=t6pCOWBvtjM&list=PLJBQExYNVacYn0JyGoH2URQa7D0RA5jVk&index=2      venedik bienali 2014]     hafıza mekanlar]        akm]

http://v3.arkitera.com/g61-ataturk-kultur-merkezi.html             akm]

http://www.academia.edu/3633143/_Sinema_Salonlarinin_Donusumunde_Bellek_ve_Mekan_Iliskisi_         emek]

http://www.youtube.com/watch?v=WNbbX-mT9Rc        akm]

http://www.youtube.com/watch?v=NPEE_abOELw         mısır apartmanı ]

http://www.youtube.com/watch?v=bQmpp7fyuAU         doğan apartmanı]

http://www.youtube.com/watch?v=PNQ2l9S5Tw4          salt galata]

http://www.youtube.com/watch?v=k42hkXYpXJQ            bienal]

http://duyarsiz.org/haber/ahmet-hamdi-tanpinarin-romani_h115285.html    narmanlı han]  nazlı eray]

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s