Kurt Schwitters – Ahmet Berat Yıldız

Kurt Schwitters , Savaş sonrası ilk avangard kuşağın bir şairidir, ressamıdır, heykeltıraşıdır, mimarıdır, masalcısıdır, eleştirmenidir… Aslında bütün bunları tek tek saymak boşunadır, çünkü onun sanatında hepsi birdir: Merz’dir. Merz onun kendi sanatının tanımsızlığını adlandırmak için bulduğu bir sözcüktür. Schwitters’i hem Dada’ya bağlar, hem diğer Dada fraksiyonlarından ayırt eder. Merz’in bütün sanatları kapsaması, Schwitters’ın derinden bağlı olduğu romantik şair Novalis’in Poesie kavramıyla da ilgili olmasıdır. Poesie’nin biricik amacı dünyayı şiirselleştirmektir ve bu doğrultuda bütün sanatları ve onlarla da hayatı birleştirir. Bu, romantiklerin izinden giden bütün avangardın paylaştığı bir ilkedir.

Farklı farklı bütün sanatları Merz karışımında birleştirmek, aslında onları parçalamak demektir: önce en küçük bileşenine kadar fragmanlara ayırmak; sonra da bu fragmanları arzuya göre birleştirmek; ve sonunda, onlardan keyfî, anlamsız bir asamblaj çıkarmak. Ya da bu fragmanları bir “saf olay” içinde, hayat içinde eritmek: bir cins simya. Bu modernist fragman estetiğinin doğuşunda etkili olan, insanın ruhu kadar bedenini de parçalayan metropol hayatıdır, modern endüstridir, savaştır. Schwitters, savaş çağının ve “bilimsel teknoljik devrim” çağının bir sanatçısıdır, ve her ikisi de insanın eylemini, hayatını, zamanı ve mekânı parçalar; biri savaş makineleriyle, diğeri endüstri makineleriyle. Merzin davası ise parçaları köklerine iade ederek, birleştirmek ve yeniden bir kozmik armoni sağlamaktır. Schwitters için sanatın ilkesi ritimdir. Dünya’ya ait unio mytica’nın (sezgi-gizem birliğinin) açığa çıkarılmasıdır.

Schwitters Merzlerini atıklardan, hurdadan, döküntülerden, çöpten yaratır. Merzbilder dediği Merz-resimleri tual üstüne ‘çakılmış’ veya tutturulmuş tahta, kâğıt, metal, ağaç, oyuncak, tel parçalarından oluşur. Kendini “Ben Kurt Scwitters, resimleri birbirlerine çivilerim” diyerek tanıtır. Çivilemek için tual gibi geleneksel formatları kullanması kasıtlıdır. Hem sanatın tarihiyle bağını, hem de bu bağı nasıl koparttığını ima eder. Şiirleri ve sonatları da atık, fire söz ve ses parçalarından, fonemlerden, tonlardan derlenir. Mallarmé’nin şiirde sözcükleri anlamlarından özgürleştirdiği bu ‘dil devrimi’, 1940’lardan sonra bütün sanatların sembollere arıtıldığı lettrizme varır. Lettrist Enternasyonal’in bir kurucusu Isidore Isou ise, bir diğeri de Paris’te 1968 devrimini sanat olayına dönüştüren Guy Debord’dur.

Schwitters da şiirin ve sanatın dilini, gerçeklikten, temsillerden, anlamlardan söküp, parçalayıp, gramerini ve sentaksını kırarak onu yeniden yüklerken işi şansa bırakır. Ayrıca, şans eseri ortaya çıkan bu yeni bileşimin kendiliğinden ve bir anda var olmasını bekler. O da manifestosunda sürrealizmin birinci ilkesinin otomatizm olduğunu açıklayan André Breton’un söylediği gibi “dilin ağızda yoğrulduğuna inanır”. Anlamlı konuşmak için devreye giren aklın, zihnin, bilincin dolayımına gerek yoktur.

Dadacı ve sürrealist estetikte olduğu gibi Schwitters’ın Merz-sanatında da sesler ve cisimler (nesneler) parçalanıp yeniden öğütülürken amaç, onları ilksel  formlarına döndürmektir. Uygarlık öncesi, akıl öncesi, metafizik öncesi büyülü, gizemli anlamsızlıklarına, amaçsızlıklarına, işlevsizliklerine , bu çaba, mutlak bir özerklik arayışını gösterir. İnsanın kendini ifade etmesi olayının her türlü kayıttan, normdan, bilgiden koparılarak yüceltilmesini. Dolayısıyla Schwitters’ ın çöpten fragmanları başlangıçlarla, yaratılışa ilişkin hafızalarla yüklüdür. Bir de çağdaş bir hafızaları bulunur. Bu da sanatçının bir paçavracı gibi sürekli toplayıp biriktirdiği süprüntüde saklı olan metropolün hayatının hafızasıdır.

Büyük kentin savurup attığı, kaybettiği, ayaklar altına aldığı, kırıp döktüğü her şeyi o toparlıyor, ayıklıyor, sınıflandırıyor. İfratın ve israfın kaydını tutuyor… Bütün günlerini başıboş dolaşmak ve uyak aramakla geçiren genç şairler gibi, başını sallaya sallaya, kaldırım taşlarına toslaya toslaya …

“Katedral imgesine Schwitters’ın birçok Merz projesinde rastlanır. İşlerinin simyayla ve hermetizmle bağları dolayısıyla katedral Schwitters’ı her zaman büyülemiştir. Ve zamanının birçok mimarı ve sanatçısı gibi o da bilinçli olarak 19. yüzyıl romantik sanat ve edebiyatında yüceltilen Gotik katedrali sanatına katar…

Ahmet Berat Yıldız

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s